19 Mart 2018 Pazartesi

YANLIŞ KADRO, KÖTÜ FUTBOL, BERBAT HAKEM, SONUÇ NORMAL

Beşiktaş maçından sonra artık şampiyonluk ihtimali kaf dağının ardında dedikten sonra üst üste 5 galibiyet olmadan tekrar ümitlenmeyeceğimi söylemiştim. Geçen hafta Malatya deplasmanında hiçbir şey oynamadan kazanılan 3 puandan sonra içeride ki Galatasaray maçı doğrudan 6 puan demekti. Ama başta Aykut hoca sonra da hakem buna izin vermedi. Artık kalan 8 maç ve liderle aramızda 6 puan fark var. En iyimser taraftar bile sanırım gelecek senenin planını yapmaya başlamıştır.
Maç öncesinde geleneksel baba evinde abimlerle maç izleme ritüelini yapmıştım. Ancak maç Kadıköy’de olduğundan pek izleme taraftarı olmayan abimler gelmemeyi tercih edince diğer maçlara oranla biraz sessiz bir ortam oldu. Tuttuğun takımın kaybetmesini izlemek kötüdür eminim ama yıllar sonra bir maç kazanılacaksa ve sen bunu izlemeyeceksen bu daha da kötüdür.
Maça gelirsek 11’leri görünce Galatasaray’ın çıkabilecek en iyi kadroyu çıkardığını düşündüm. Belki geçen haftanın yıldızı Sinan tercih edilebilirdi ama yedek kulübesinde güvenilecek birinin olmasını istemiş sanırım. O yüzden Belhanda ile başlanıldı. Fenerbahçe’de ise Fernandao’nun iki hafta gol atmamasını fırsat bilen Aykut hoca hemen kenara çekmiş ve Soldado’yu sahaya sürmüştü. Sağda klasik Dirar tercihi sol taraf ise boş bırakılmıştı. Aatıf yerine Ekici oynuyordu ancak nerede oynadığını inanın anlamadım. Sola yakın serbest oyuncuydu sanırım. Arkalarında 2’li duvar Topal ve Jozef sağ bekte ise Akhisar maçını batıranlardan Isla’nın yerinde Şener vardı. Kalede ise Beşiktaş maçından ders almış olacak ki Kadıköy’de henüz derbi mağlubiyeti görmeyen Volkan vardı.
Derbilerde ev sahibi takımın en azından ilk 10 dakika baskı ile başlamasını beklersiniz ama konu Kocaman olunca bunu görmemek normal geliyor artık. Maç ile ilgili ne yazsam boş geliyor çünkü neredeyse 70 dakika boyunca oynayamayan, beceremeyen, düşünemeyen iki takımın mücadelesinden başka hiçbir şey izlemedik. 70’ten sonra ise Fernandao oyunu girdi de Fenerbahçe biraz futbol oynamaya başladı. O dakikaya kadar tek organize atağı olmayan ev sahibi kalan 20 dakikada en az 3 tane net gol pozisyonuna girdi. Kenarda ki bir hocanın bunu göremiyor oluşu gerçekten inanılmaz.
Son dakikalarda doğru oyunu bırakıp saçma sapan bir dizilişe dönen Fenerbahçe az daha cezasını kalesinde pis bir gol görerek çekecekti Volkan’ın insan üstü iki kurtarışı ve 88. Dakikada ki frikikte olduğu gibi biraz şanslı olmasaydı tarihi bir mağlubiyet galibiyetten daha da yakındı.
Maçın adamı: Volkan DEMİREL, oyun olarak iki takımdan da seçecek birisini bulamadım. Golü atan olsa öne çıkacaktı ancak kimse atamadıysa bunda Muslera’dan çok Volkan’nın katkısı vardı. Ama Galatasaray’dan Nagatomo’yu beğendiğimi söyleyebilirim sonuçta adam benim mevkiimde oynuyor az çok anlarız. : D
Maçın Hakemi: Gelelim maçın asıl yıldız ismine Bülent YILDIRIM adil olmak yerine seyirci olmayı seçerek gücü yeten yeteni yensin ben karışmıyorum dedi. İki takım için de verilmeyen faul ve sarı kart kararları vardı ancak ikinci yarının hemen başında gözünün önünde Guiliano’yu biçen Fernando’ya sarı kart vererek oyunda tutan hakem maçın içine etti. İlk yarıda Serdar’ın Soldado’yu yaka paça indirmesini hadi görmedi diyelim ama bu pozisyonun görmedim mazereti olmaz. İlk yarıda ki Akhisar maçında Alper’i atarken ortada rakibe darbe bile yoktu. Aynı cesareti göstermesi gerekirdi. Futbolcu kötü oynayabilir, hoca yanlış kadro çıkarabilir ama hakemin gördüğünü vermemesi kabul edilemez işte tam da bu yüzden Video Hakem Sistemi biran önce uygulanması gerekiyor.
Haftaya Kayseri deplasmanı ve sonrası biraz daha açık olacak Fenerbahçe’nin 8 maçta 8 galibiyet yapmadan şampiyonluğu bırakın ikinci olma şansı dahi yok. Tekrar görüşmek üzere…

5 Mart 2018 Pazartesi

ÜMİTLER KAF DAĞININ ARDINA



Geçen hafta Beşiktaş yenilgisiyle 4.sıraya kadar düşen Fenerbahçe adına şampiyonluk için ümitli olmamamızın sebebi fikstür olarak avantajlı olması ve rakiplerine göre nispeten içeride daha fazla maç oynayacak olmasıydı. Ancak dün ki maç gösterdi ki Fenerbahçe için her ümit beslediğinizde Aykut hocanın da futbolcuların da o ümidi öldürmek için ellerinden geleni ardına koymadığıdır.

Maçtan önce o soğuk hatta fırtınalı havada maça gitmenin delilik olduğunu söylediğim Onur maça doğru yol almıştı bile. Kadroyu gördüğümde çok olumlu bulduğumu söylemeliyim. İçeride ki bir maçta forvette Fernandao arkasında Valbuş ve Guiliano beraber oynuyordu onların açığını da toplası için sağda Dirar arkasında ise Jozef ve Topal duvarı vardı. Kalede cezalı Volkan yerine Kameni savunmada sakat İsmail yerine Hasan Ali, sağ bek Isla ve stoperde Roman ile Skrtel kağıt üstünde ideale yakındı. Maç başladıktan sonra ise takım olarak Pazar sabahı koşuya çıkmış sosyete temposunda oynuyorduk. Ligin bence kötü takımlarından ve oynamak için maç seçen takımlarından Akhisar ise iyi diyebileceğimiz seviyede kapanıyordu. Onların kadrosunda ise savunma lideri Yumlu, sol kanat forveti Gaziantep’te oynarken de beğendiğim Larrson, orta da ismiyle dikkat çeken Muğdat ve forvette Fernandao’nun bir gömlek altı Seleznov ile hücum etmek için çıkmıştı. Ritimli koşu temposunda oynayan Fenerbahçe’ye karşı Akhisar bulduğu ilk duran top şansında ön direkte maç boyu atılmak için her şeyi yapan ama hakemi ikna edemeyen Serginho’nun kafası ile öne geçti. Kameni golde tepkisiz kalarak dosta korku düşmana güven vermeye başlamıştı bile. İnternette biraz dolaşsanız Kameni’nin yan top zaafı adında trilyon tane yoruma, veriye ve videoya ulaşabilirken takımın ona sene başında birinci kaleci formasını vermek istemesinin ne kadar büyük hata olduğunu daha iyi anlarsınız.

Tipik Fenerbahçe takımında görüleceği üzere takımın temposu yüzde 40’dan yüzde 70’e çıktık. Çıktık da ne oldu derseniz 0-2 oldu derim. Valbuş’un didinmelerine Hasan Ali’nin çabası eklendi. Guiliano çok etkisiz Fernandao ise markaj altında kalmaya devam etti. Günün en kötülerinden Isla kolay geçildiği bir pozisyonda sol bekleri çizgiye indi, topu penaltı noktasına çevirdi, Seleznov da kötü bir vuruş ile topu kaleye yolladı. Kötü bir vuruş diyorum çünkü ne köşeye ne de havadan giden bir şuttu. Kameni bu kez tuhaf bir şekilde ayaklarıyla topu içeriye alırken skor iyice geri dönülmez bir hale geldi. Golden 3 dakika sonra bence maçın en kritik pozisyonunda Hasan Ali ismine yakışanı yaptı ve karşı karşıya topu kalecinin üstüne vurdu. Valbuş ile verkaç yaptıktan sonra ceza sahasına girdi ve benim burada ne işim var dercesine ilk yarıda farkı 1’e indirme şansını harcadı. Bu arada ilk yarının sonlarına doğru Muğdat’ın 25 metreden yolladığı harika şutu Kameni’nin çıkardığını da söylemem lazım o da girseydi muhtemelen devre arasında istifa söylemleri ayyuka çıkardı.

İkinci yarıya çıkarken herkes haklı olarak değişiklik bekliyordu. Aykut hoca da beklentiyi boşa çıkarmazken oyuna giren Atıf çıkan ise Isla oldu. Dirar sağ açıktan sağ beke Aatıf ise onun önüne geçti. 57’de Hasan Ali’nin ortasında sağ açık oynarken yapmadığı koşuyu sağ bek oynarken yani yapmaması gerekirken yapan Dirar kafa ile altı pasa topu indirdi kötü gününde olan Guiliano kafayı yere doğru vurarak gole çevirdi. Golle birlikte takıma hava, seyirciye can ve 3 puan için ümit ışığı vermişti. Ama başta dedim ya bu takım ümit öldürme konusunda kesinlikle 1 numara. Golden sadece 2 dakika sonra Akhisar farkı yine ikiye çıkarırken sadece 3 kişi ile gelip bomboş kafayı vuran Larrson galibiyeti olmasa da puanı garantiye almıştı. Takımda 4 savunmacı ve önlerinde iki ön libero varken rakip sadece 3 kişi ile gelip gol atabilecekse bu kadar tedbire ne gerek var? Sahiden bu kadar savunmacı olmasa Akhisar kaç atacaktı? Korku duvarları ile yaşamanın gereği var mı? Ama bu sorular maalesef bugünün değil Aykut hocanın imza attığı gün sorulması gereken sorular.

63’te bu kez sağdan gelen ortada Fernandao vuramazken arka direkte Skrtel bomboş topu uzaya vurdu. Gol beklediğimiz ayaklar Hasan Ali, Dirar ve Skrtel olunca çok da şaşırmak lazım. 67’de ise Hasan Ali bu kez çizgiye inerek penaltı noktasına çıkardı. İlk yarıda ki Seleznov’un golü gibi topla buluşan Aatıf bu kez doğru bir vuruşla köşeye topu göndererek farkı 1’e indirdi.

Düşünün maçın bitmesine daha 25 dakika civarı var ama seyircide umut bu kez yoktu. Acaba Akhisar bir tane daha atar mı diye endişe bile vardı.  İki dakika sonra Valbuş yerini Soldado’ya bırakırken aynı dakikalarda Barça deplasmanında 1-0 geride olan Atletico Madrid sahada Griezmann, D. Costa varken içeriye onları çıkarmadan Correa ve Gamerio’yu yolladı. Herhalde futbolu bilmiyorlardır. Ama hakkını verelim Aykut hocanın bu değişikliği işe yaradı! ve kalan dakikalarda başka gol yemedik!!!. Ne ilginçtir ki Atletico’da kalan dakikalarda 4 forveti sahaya sürmesine rağmen başka gol yemedi.

Kalan dakikalarda konuşulmaya değer bir şey olmadı. Oyuncu değişiklikleri, yalandan sakatlanmalar filan Akhisar akıllıca dakikaları eritti ve hakkıyla 3 puanı aldı gitti. Geride Fenerbahçe’nin Kocaman ümitleri ve hayalleri kaldı. Haftaya deplasmanda Galatasaray’ın mağlup döndüğü Malatya deplasmanı ve sonrasında ise içeride Galatasaray maçı var. Sizin ümidiniz var mı bilmiyorum ama benim ki Kaf dağının ardında. Yakın bir yere taşınması için ise 5 maç üst üste galibiyet gelmeden ikna olmam. Görelim bakalım…

Yıllar sonra ilk defa evimde internet üzerinden de olsa (İP TV müthiş bir icat)  ayaklarımı uzatıp bir lig maçı izledim. (tabii çocuklar ne kadar izin verdiyse o kadar rahat edebildim : ) onunda böyle keyifsiz biten bir maç olması kısmetimiz oldu ilerleyen haftalarda galibiyette görürüz inşallah.

Maçın Adamı: Mustafa YUMLU ve Muğdat ÇELİK

Maçın Hakemi: Skor hakem yüzünden diyemem, ama kötüydü. Soldado’nun iptal edilen golü doğruydu. Serginho’nun belki ilk 10 dakikada ama kesinlikle ikinci yarıda atılması lazımdı. Fernandao’nun itildiği pozisyondan iri olmasına aldandı o itmeyle düşmez diye düşündü herhalde.

Okuduğunuz için teşekkürler. Allah (c.c.) emanet olunuz.

27 Şubat 2018 Salı

HAKEDİLMİŞ MAĞLUBİYET


Maç öncesinde konuşulan Fenerbahçe’nin derbilerde ki psikolojik üstünlüğü ve Beşiktaş’ın bu sene ligi Şampiyonlar ligi sebebiyle ikinci plana ittiğiydi. Maç günü geldiğinde ise Münih’te turu bırakan Beşiktaş’ın öncelik vereceği başka bir seçenek kalmamış Fenerbahçe’nin de psikolojik avantajı sağlayanlardan başkanı ülkenin diğer ucunda kongre çalışmalarında, evinde oynadığı derbilerde mağlubiyet görmeyen deplasmanlarda da fena yüzdesi olmayan kalecisi Volkan sahada değildi.

Maça sakin başlayan derli toplu oynayan Fenerbahçe’ydi. Beşiktaş’ın Talisca’nın yokluğunda göbekten hücum edemeyeceği belliydi. Zaten ligin en iyi kanat oyuncularına sahip takımın Cenk de yokken pek bir seçeneği yoktu. Ama Babel’in önünde Isla ve Quresma’nın önünde İsmail maçın başında hem çok iyi durdu hem de savunma yapmamalarından hücuma katkı verdiler. Golü bulduğumuz pozisyonda Beşiktaş’ın stoperlere gereksiz presi Babel’in kanadından destekle gelince Isla hücuma çıktı ve Dirar’ı arkaya kaçırdı. Dirar’ın kötü ama sert ortasını son haftaların formsuzu Fabri Guiliano’nun önüne sektirince kötü orta biranda gol pozisyonu oldu. İkinci yarı maçın dönmesini sağlayacak Vida ilk şutu çizgiden çıkarsa da dönen topu Fernandao tavana vurdu. Golü izlerken de tekrardan da golün ofsayt olabileceğini düşünmüştüm ama benim izleyici olarak gösterdiğim çabayı yardımcı hakem göstermiyor olacak ki net bir ofsaytı vermedi. Abimin dediği gibi pozisyonun heyecanı ile kaçırdı belki de. Gol sevincinde kendi taraftarına dönük de olsa Fernandao’nun abartılı sevinci en az sarı kartı gerektiriyordu.

Golden sonra hem taraftarı ile hem de sahada ki takımıyla Beşiktaş şok olmuştu. Eminim akıllarına önceki maçlar ve de acı hatıralar gelmiştir. Maç bu erken golle başlamasına karşın oyunun merkezinde ev sahibi lehine bir kayma olmadı yani Fenerbahçe geri çekilmedi Beşiktaş pozisyon bulamadı. Ancak ne zaman ki İsmail maçtan önce de bahsedilen sakatlığı (baldırının çekmesi) nüksetti takım işte o zaman dağıldı. Hasan Ali’nin geçen hafta 3-0 öndeyken rakip sahada yaptığı saçma sapan faulün ne büyük sorunlara yol açabileceği görüldü. Yedek kulübesinde sadece sağ bek yedeği Şener vardı. Aykut hoca bence maçta yaptığı en büyük hatayı yaparak Şener’i sağ beke Isla’yı da sol beke koydu. Bu hamle hem sol bekten hem de sağ bekte ki Isla performansından olmasına sebep oldu ama onun için bunu suçlayamam çünkü Isla’nın sol bek geçmişi Şener’den daha fazla yerinde olsam bende muhtemelen benzer bir hamle yapardım. Ama Isla o kanada geçtikten 1 dakika sonra Q7’ye yaptığı faulden sarı kart görünce denemeyi düşünmesi lazımdı. Belki aklınıza senelerdir eleştirilen İsmail’in yokluğuna mı bağlayacaksın mağlubiyeti soruları gelecektir. Ama yazının başında dediğim gibi Beşiktaş tamamen kanatlardan gelmeye (özellikle Q7’nin kanadından) mahkum bir takımken senin kanatları kaybetmen maçın tüm dengesini kaybetmen demektir. İddia ediyorum Jozef, Topal, Roman yada Neto hangisi çıkarsa çıksın bu etkiyi yapmazdı.

Isla’nın edilgen oyununu gören Quaresma kan kokusu alan köpek balığı gibi saldırmaya başladı. Kameni’nin harika çıkardığı bir şut ile ilk yarıyı kazasız bitirmeyi başardık. İkinci yarıda da benzer bir durum olacağı muhakkaktı Aykut hoca takımın ileri çıkamadığı haliyle nefes alamadığını görmüyor olamazdı ama hamle yapmak için gol yemeyi bekledi. Duran topları iyi savunmasıyla meşhur Fenerbahçe’nin duran top sonrası gelen ortaya arkadan koşarak gelen Vida’ya önlem alamayışı normaldir. Baskı o kadar artmıştı ki o olmasa başka türlü gelecekti gol. Maçın diğer bir kırılma anı da golden 5 dakika sonra yaşandı. Fernandao’nun ayağında ki topa müdahale etmek için hiç gerek yokken ceza sahası dışına çıkan Fabri, topu ayaklarıyla çeldi seken topu orta sahadan kaleye gönderen Şener yapabileceği en iyi şutu çıkardı. Ancak Medel çizgi üstünde topu karşılamayı başardı. Gol olsa Fenerbahçe tekrar direnç kazanacak belki Şenol hoca gereksiz bazı riskler alacaktı.
Oyun yine Beşiktaş’ın hakimiyetinde devam ediyor Fenerbahçe bir türlü top yapamıyordu. Alper oyuna girerken Atııf kenara geldi. Bu hamleye Beşiktaş Negroda ile cevap verdi. Değişen bir şey olmadı. Orta sahada Roman, Negredo’ya gelmek üzere olan bir topa müdahale etmek isterken ona faul yapıldı ancak hakem vermedi. Kaleye doğru hızlıca giden Negredo’ya Jozef yetişse de topu uzaklaştıramadı. Seken topu Q7’ye yolladılar ve o da imza vuruşunu sol ayak dışıyla yaparak güzel bir gol attı. Maç da aslında orada bitti ama Aykut hoca Valbuena’yı Isla’nın yerine oyuna alarak şansını bir denedi. Sol tarafa geçen Şener kısa sürede fena işler yapmayarak acaba ilk yarıda denense ne olurdu sorusunu sordurdu. Oyuna giren Valbuena, Q7’nin ayağında ki topu faulle karışık kazandı hakemin devam kararına kızan Q7 kendi cezasını kendi kesti ve Valbuena’ya taç çizgisinin üstünde arkadan çift daldı. Hakem sarı kartla yetinerek 2dk sonra gol atacak Q7’ye asist yapmış oldu.
Tüm hatlarıyla şuursuz bir şekilde beraberlik arayan Fenerbahçe’ye cezayı yine Negredo kesti. Defansın arkasına pasif durumdan çok güzel bir koşu yaptı. Az kişi ile yakalanan Fenerbahçe defansına bir ara pası ile Q7’yi dar açıda topla buluşturdu. Doğrusu pas vermek olan bir durumda tavana bir şut çıkaran Quaresma skoru 3-1 yaparak olası bir puan eşitliğinde ikili averajda Beşiktaş’ı öne geçirerek +1 puan daha kazandırdı.
Başakşehir’in dün ki puan kaybıyla zirvede Galatasaray ve Başakşehir 47şer puanda Beşiktaş ve Fenerbahçe 44’er puanda koltuk paylaştı. Fenerbahçe Beşiktaş’ı yarış dışına atma şansını kaybetti ama hala fikstür olarak hala avantajı yine de artık rakiplerini beklemek durumunda. Trabzonspor, Başakşehir ve Beşiktaş maçlarını öyle veya böyle geçen Fenerbahçe’nin önünde sadece içeride Galatasaray maçı kaldı. Diğer maçları nispeten kolay maçlar üstelik rakipler birbirleriyle oynayacak. Ama sadece fikstür bizden yana diye kimseyi şampiyon yapmazlar.
Perşembe günü yine İnönü de bu kez kupa yarı finalinin ilk ayağında Beşiktaş maçı var. Psikolojik bir üstünlük varsa bu maçta göstermek gerekiyor. Bu kez rotasyonlu kadro ile ama rakipte Talisca ve Pepe’nin olacağını da unutmadan bir oyun ortaya koymak gerekiyor yoksa üst üste gelebilecek 2 moral bozucu mağlubiyet lige de yansıyabilir.

Bu arada blog yazısı yazmayalı uzun süre olmuştu kusur bulursanız affola : D

3 Ağustos 2017 Perşembe

KOVULDU

         Futbolcuların birbirine milli takım kampında silah çekmesine, prim mevzusundan tatsızlık çıkmasına, takımın kaptanının aynı uçakta birisine saldırırken kendisine edilen küfürlere engel olamayan, kendisine yapılan “uygunsuz davete icabet eden”. Mekân basan, basmaya çalıştığı mekândan saksıların arasından kaçan, milli takım antrenörü nihayet kovuldu.
       Tarihinde ilk kez 24 takımla oynanan Avrupa şampiyonasına sidik zoruyla son dakikada gruptan çıkmayı zaten garantilemiş İzlanda’yı yenerek gidebilen Milli takımda akla hayale gelmeyecek primler dağıtıldı. Düşünün ki o İzlanda çeyrek finalde ev sahibine kaybederken biz gruptan ( hani şu üçüncü olanların dahi gruptan çıkabildiği gruplardan bahsediyorum) çıkamamıştık. Bu büyük! başarıya karşılık tarihinde ilk kez Avrupa şampiyonu olan Portekiz dahi bizim takım kadar prim dağıtmamıştı.
      Ortada gram başarı yok. Oynanan futbol içler acısı. Takımda arkadaşlık, birlik olma duygularının zerresi yok. Buna karşın takımı seçerken yapılan keyfi uygulamalar var. Buna karşın basına, rakibe karşı yapılan atarlı, giderli konuşmalar var. Önümüzde Dünya kupası elemeleri var. Grupta ki durumumuz önümüzde yapacağımız Ukrayna deplasmanı ve içeride ki Hırvatistan maçlarıyla belli olacak. Altın dönem denir mi bilmiyorum ama Enes ÜNAL, Emre MOR, Cengiz ÜNDER, Hakan ÇALHANOĞLU, Çağlar SÖĞÜNCÜ gibi isimler çok güzel bir dönemi işaret ediyor. Bu kadronun bir “KIRO”nun elinde ziyan olmayacağını bilmek bile umutlanmama yetiyor. Son maçlarda Volkan ŞEN’E forma vererek zerre futbol bilgisi olmadığını gördüğüm TERİM’İN gitmesine sevinmedim desem yalan olur.
      Yerine gelen Lucescu ismi de çok kötü değil. Denizli’nin fırsat kolladığı, internet romantikleri tarafında Yılmaz VURAL isminin dillendirildiği ortamda artık kulüp çalıştırmak istemediği bilinen Lucescu ismi fena sayılmaz. Futbol bilgisinin tartışılmayacağı, kadroyu seçerken tek kriterinin futbol performansı olacağı bir isim. Zaten bir milli takım hocasından ne beklersin ki adil bir kadro seçimi, ne oynadığını bilen bir futbol takımı ve sahada elde edilen başarılar. Ben bu oluşumdan umutluyum tüpçü inşallah bir kez daha batırmaz.
        Son olarak Terim’in aldığı paranın yada alacağı tazminatın konu edilmesini mantıklı bulmuyorum. Rakamlar ne  kadar büyük olursa olsun bu rakamların altına imza atıldıysa bu rakamı istemek hakkıdır. Uğur MELEKE gibi her gün köşesinde bu parayı bir yere bağışlasın veya verilmesin gibi anlamsız yazılar yazmak taciz etmekten başka bir şey değildir