12 Nisan 2012 Perşembe

MECBURİ AÇIKLAMA

                 Bu blog tamamen sübjektif yorumlar içerir. Benim tarafsız olma yâda objektif bakma gibi bir zorunluluğum yoktur. Ancak bunlara rağmen objektif olmaya ve tarafsız davranmaya çalışıyorum. Bazen beceriyorumdur. Bazen beceremiyorumdur. Yine de ben rekabetçi kazanmayı isteyen bir FENERBAHÇELİYİM… Ama kim kazanırsa kazansın tebrik etmesini bilirim

                  Elimden geldiğince sık yazmaya çalışıyorum. Ancak gerek teknik sebepler gerekse günün yoğunluğu buna istediğim kadar izin vermiyor. Yazdığım yazılara yaptığınız yorumlara katılmasam da okumak iyi geliyor. Bir şeyler yazmak için herhangi bir üyelik gerekmiyor yorum yazma kısmından sonra hesap türü olarak Anonim hesabı seçin ve yazdığınız yorumun altına isminizi yazın ki kimin yazdığını bileyim.

Teşekkürler…

11 Nisan 2012 Çarşamba

DEDİKODULAR


                İki hafta önce duymuştum bu dedikoduyu ancak hala herhangi bir gelişme olmadığı için yazayım dedim. Sene başında G.Saray’ın teknik kadrosunda yer alan Tugay Kerimoğlu’nun İngiltere’de küme düşmeme mücadelesi veren ve 8 sezon top oynadığı Blackburn Rovers takımıyla teknik direktörlük yapmak üzere anlaştığı söyleniyor. Hatta yönetimin bilgisi dahilinde bu ülkeye gidip görüşme bile yaptığı söyleniyor. Bu sezon küme bile düşse efsane olduğu Blackburn takımına geri dönmesi  ve en üst noktada kariyerine başlaması sevindirici. Dün ki trajik Liverpool yenilgisi de bu süreci hızlandırabilir.( evinde 0-2 geriye düşüp Liverpool’un 10 kişi kalmasıyla skoru 2-2’ye getiren takım son dakikalarda yediği golle maçı 2-3 kaybetti.)

             Diğer bir dedikodu ise bugün internette yer aldı. Ama bu akla o kadar da yatkın değil. Lass Diarra Kadıköy’de Fenerbahçe Antalya maçını izlemiş ve vatandaşı M.Sow’un golünü kutlamış. Seneye transfer etmek için stadı gezdirilen Diarra’nın çok etkilendiği ve görüşmeleri sürdürmek istediği konuşuluyor. Ne kulağa ne de akla mantıklı gelmeyen bu dedikodu sanmıyorum ki doğru olsun öyle olsaydı o maçta ki o kadar gazeteci adam tek kare fotoğrafını çekememiş mi? Sanırım Vatan Gazatesi haberlerinden biri ama altında ki isim düzgün birine ait Tayfun Bayındır. Bir dönem Ntvspor’un sabah kuşağında haberlere yorum yapan bu kişi iddiasının arkasında duracak mı göreceğiz.

             Bir başka dedikodu ise F.Bahçe’nin sene başında yada devre arasında tam emin değilim almak istediği G.Birliğinin genç oyuncusu Soner’i ( teklif şuydu; bonservisini biz alalım ancak sene sonuna kadar G.Birliğinde oynamaya devam etsin. İlhan Cavcav tabii ki bu öneriyi kabul etmedi. Sene içinde daha fazla parlatarak satmak daha mantıklı geldi sanırım:) gelecek sene için hem G.Saray hem de F.Bahçe’nin ilgilendiği yazıldı. Özellikle orta sahada 10 senedir Selçuk Şahin’i izleyen taraftar için yeni bir umut olabilir.
         Emre’yi kupa kadrosuna almayan Aykut hocanın Ordu’da vasat bir sezon geçiren sene başında Monoca’dan transfer edilen Gosso ile ilgilendiği bugün milliyet gazetesinde yazıldı ancak bu da hem yabancı kontenjanı nedeniyle hem de vasat bir topçu olması sebebiyle akla pek yatmıyor.

         Bu arada G.Saray’da kavga eden Melo ile Riera için beklendiği üzere af çıktı. Mantıklı olan da buydu zaten zaten kiralık oynayan Melo’ya 300 bin Riera’ya ise 150bin avro ceza verildiğini söylediler. Süper final saçmalığında Melo’ya ihtiyacı olan Terim’in çok keskin bir karar vermesini kimse beklemiyordu ancak sene sonunda sıralamada ne olursa olsun Melo seneye bu takımda olmamalı. Ancak bir sitede bonservis konusunda 7 milyon avroda anlaşıldığı yazıyor. Umarım doğru değildir.

              Bu dedikodu değil ama son bir şey de voleybol için yazmak istedim. Öncelikle şampiyon olan Eczacıbaşı’yı tebrik ederim. Ancak öyle garip bir sistemde oynanıyor ki anlamak mümkün değil bütün seneyi başarıyla oynayan takımlar play-off tarzı karşılıklı bir elemeye başlıyorlar ancak bu nasıl bir mantık ki play-off serisi yarı finale kadar tek maç üzerinden oynanıyor. Yani bütün sene oynamanın bir manası yok sadece yarı finalde ya da bir önceki turda tek maç kazan şampiyon ol. Sadece finalde iki maç kazanman gerekiyor. Daha evvel oynadığın 30 maçın hiçbir artısı yada manası yok yaşadığın sakatlıklar da üstüne kar kalıyor. Yarı finalde Avrupa Şampiyonu F.Bahçe’yi 3-2 yenen Vakıfbank finale kalıyor ancak orada sakatlıklar sebebiyle neredeyse yarım takımla çıkan Eczacıbaşı’na 2-0 kaybettiler. Şimdi adalet mi bu soruyorum. Voleybol Federasyonu saçmalamanın dik alasını yapmış. Zaten akıllı birine de benzemiyor. Yine de tebrikler Eczacıbaşı


10 Nisan 2012 Salı

HAFTA İÇİ TAHMİNLERİ


Bu haftaiçi çok güzel maçlar var. Biz de formata uyup puanları yarıya indirdik.

TARİHİN EN KARIŞIK VE SIKIŞIK SEZONU DA BÖYLECE BİTTİ


                        Lig tarihinin sanırım en karışık sezonu buydu. Türk usulü denebilecek şekilde kervan yolda düzülür mantığıyla geç başlayan ligimiz erkenden bitti. Son hafta maçları da cumartesi iddiası olan ya da oynamak için bir amacı olan takımlar oynadıktan sonra Pazar maçları sadece sıralamaları belli etmek için oynandı desek yeridir.

                         Haftanın en önemli maçı hiç şüphesiz Samsun-Sivas maçıydı. Bir yanda can derdinde ki küme düşmemek için kazanmaktan başka çaresi olmayan Samsun, diğer tarafta ilk 8’e girip sezonun geri kalan kısmını boş geçirmemek adına ( Bahar kupası oynamak da nedir yahu ) kazanmak zorunda olan Sivas.

                      Aynı anda Fenerbahçe maçı olsa da ağırlıklı olarak Samsun maçını izledik diyebilirim. Maça Sivas iyi başlasa da kaleci Ertuğrul’un iyi oyunuyla skor olarak geriye düşmedi Samsun. Ardında da Sivas’ın ilk hatasında Fink ile öne geçti. Ama günün ve maçın iyi oyuncusu( hatta Ahmet Şahin gittikten sonra sezonun geri kalanının da yıldızı diyebiliriz.) kaleci Ertuğrul’un hatası ile yine maç beraberliğe geldi. Bu gol sanki maçı dengeye getirmedi de Samsun geriye düşmüş gibi oynadı. Aynı saatlerde Fener Antalya maçından da gol sesi gelmeyince iyice gerilen Samsun’lu oyuncular bu stresi kaldıramadı ve yanlış tercihler yapmaya başladı. İki kanadında eski İstanbul topçuları Serdar Özkan ve Uğur Boral’ı barındıran düşme adayı Samsun Uğur’un etkili oyunuyla iyi pozisyonlar da yakaladı ancak gerek hakemin tutup çekmelere sarı kart göstermemesi gerekse Uğur’un son vuruş beceriksizliği ile öne geçmeyi bir türlü başaramadı. Ama bence maçın kırılma anı Serdar’ın çok güzel iki çalım ile ceza sahasına kadar girmesi ancak topu biraz daha sürmek yerine uzaktan şutunun yandan auta gitmesi oldu. Tabii Uğur’un bomboş pozisyonda çaprazdan topu tribüne yollaması da kırılmalardan biridir.

                 Geçen hafta ki yazıda da belirtmiştim eğer bu oyun adil ise şampiyon G.Saray, küme düşen de Antalya olması lazım diye ancak olmadı bakalım belki şampiyonda adilane olmaz : )

                 Haftanın en öne çıkan tartışması ise hiç şüphesiz küme düşen takıma üstelik 10 kişi kalmışken kazanılan 2. Penaltıyı!!! Kaleciye attırmak bahane olarak da takımda gol atmayan kimse kalmasın diye yaptım demek. Yine taraflı düşünüyorsun diyeceksiniz ama G.Saray bu sene antipatik olmak için elinden geleni yapıyor. Terim’in aynı cesareti süper final serisinin son maçında da yapmasını bekliyorum eğer maçası sıkıyorsa bir büyük takıma karşı yapsın aynı şeyi ama o cesarette olduğunu sanmıyorum. Rakibin halini düşünün bir takım zaten küme düşmüş kalesinde hali hazırda F.Bahçe’nin kalecisi sezonun en çok sarı kart gören üstelik bu alanda rekor kıran Yiğit İncedemir atılmış yani 10 kişi kalmışsın. ( yanlış anlaşılmasın kartlar yüzde yüz doğru hatta geç bile kalındı.) rakip takım biri penaltıdan olmak üzere iki farkla önde ve kazanılan penaltıda topun başına kalecisini yolluyor. Bu alay etmek değil de nedir. Sene başında penaltıcımız bu dersin hep o kullanır anlarım ama bu hiç şık durmadı.

                  Her neyse artık el mi yaman bey mi yaman belli olma vakti geldi. Tüm takımlara başarılar dilerim çekilen fikstürü de buradan bulabilirsiniz.




SÜPER FİNAL ŞAMPİYONLUK GRUBU
1. HAFTA (14/15 Nisan)
Fenerbahçe-Trabzonspor
Beşiktaş-Galatasaray
2. HAFTA (21/22 Nisan)
Galatasaray-Fenerbahçe
Trabzonspor-Beşiktaş

3. HAFTA (28/29 Nisan)
Trabzonspor-Galatasaray
Fenerbahçe-Beşiktaş
4. HAFTA (2/3 Mayıs)
Galatasaray-Trabzonspor
Beşiktaş-Fenerbahçe

5. HAFTA (5/6 Mayıs)
Trabzonspor-Fenerbahçe
Galatasaray-Beşiktaş
6. HAFTA (12/13 Mayıs)
Fenerbahçe-Galatasaray
Beşiktaş-Trabzonspor

6 Nisan 2012 Cuma

SON HAFTANIN TAHMİNLERİ

FİNAL 4 HAZIR


                 Dün oynanan Pana Maccabi maçı ile son bilet alındı ve artık İstanbul yolcusu 4 takım bu sene Avrupa’nın en büyüğü olmak için Sinan Erdem’de boy gösterecekler.
              Son maçta seri 2-2 idi ve evinde bir sayı ile kazanan Pana son finalist oldu. Bu sonuçla Yunanistan’dan iki takım Panatinaikos ve Olympiacos Rusya’dan ki pek çoklarına göre açık favori CSKA Moskova ve İspanya’nın Barcelona takımı bu finali oynayacaklar.

               Takımların analizlerini yapacak kadar basketbol bilgisi olan bir adam değilim ancak hepsinin en az bir maçını izlemişimdir. Üstelik dün Avrupa Çeyrek final maçlarından ikisi varken ben basketbol maçı izlediğime göre bir iki laf edebilirim sanırım: )
               Bu dörtlü finalin en zayıf halkası bana göre Olympiacos. 11 mayıs da rakipleri Barcelona olacak. Kadro olarak hepsinden geride olan ve grup sürecinde hem Fenerbahçe ile hem de G.Saray’la karşılaşan yunanlar iki takımımıza da İstanbul’da kaybetmiş olması burayı o kadar da sevmemeleri için yeterli sebep. Ancak son 8’de Siena’yı elemiş olmaları ne denli iyi bir koça sahip olduklarını gösteriyor. Ancak bu kez evlerinde ısrarla çaldıkları izleyenleri bile sinir eden siren sesini bulamayacaklar. O yüzden en az şansı onlara veriyorum. Rakipleri de çok iyi bir savunma takımı olan Barcelona.

                Diğer eşleşme ise CSKA ile Pana arasında. CSKA bu sene sadece iki kez kaybetti. Bir tanesi İstanbul’da G.Saray’a olması garip bir tesadüf üstelik takımın dağılmaya en müsait adamı Teodasic bu kez karşısında çok daha komple bir oyuncu olan Diamantidis’i bulacak. Maçın kilit noktasının da burası olmasını bekliyorum. Bu alanda geriye düşebilecek olan Teo’nun zayıflığını Krilenko ve Kristic ile kapatabilecekler mi bu en çok merak edilen. Benim tahminim bu maçın final olacağı buradan kim çıkarsa çıksın finali alacağını düşünüyorum. Erken belki ama finalin Mvp adayı da Krilenko’dur.

             Siz de hem final tahmininizi hem de MVP tahmininizi yazarsanız sevinirim.

JUAN CARLOS NAVARRO - BARCA
ANDREA KRİLENKO - CSKA
DİMİTRİS DİAMANTİDİS - PANA
SPANULİS - OLYMPICOS

3 Nisan 2012 Salı

HAFTAİÇİ TAHMİNLERİ

BEYNİNE VERMEK…



                Uzun süredir ihmal ettiğim basketbol yazılarına ufak bir video ile geri dönmek isterim. Haftanın en iyi blokları sıralamasında 1 nolu blok nasıl bir bloktur. Kısa forvet oynayan Gordon Hayward Utah’taki henüz 2. Senesi ve çok iyi istatistikler yakalamış durumda. Merak edenler için aşağıda ki link de ayrıntılı şekilde bulabilir.


http://www.nba.com/playerfile/gordon_hayward/index.html


                        Bu video ise daha kısa ve sadece o bloku içeriyor. Bir kısa forvet üstelik geriden gelerek harika bir blok vuruyor devamında seken top yine Boston takımında kalıyor yine smaç vurulacak derken bu sefer gerilmeden sıçrayarak daha harika bir blok daha vuruyor ki akla zarar. Utah taraftarı olsam bu adama bu hareketten sonra sonsuz kredi tanırdım. Fiziği hiç de basketbolcuyu andırmayan Gordon Hayward’ı daha yakından takip etmenizi öneririm.

                         Ayrıca NBA bu sene çok tat vermese de ve Dwayne Wade’i ne kadar sevsem de Lebron James yavşağından dolayı Miami kazanmasın diye izleyeceğim. Karşısında durabilecek 2 takım var gibi gözüküyor bir tanesi şu anda Batı’da ve genelde zirvede yer alan Dünya Şampiyonasında bizi üzen K.Durant’li Oklahoma ve doğuda Maimi ile final oynamasına kesin gözüyle bakılan Chicago. Lokavt süresince Fenerbahçe’de oynayan ve niye Oklahoma’da ilk 5 başladığını anlamadığım T. Sofolosha sebebiyle Oklahoma’yı desteklesem de Ömer Aşık’ın takımı Chicago’nun da yenilmesini istemem. O yüzden doğudan Miami’yi eleyerek gelen Chicago’nun finalde Oklahoma’yı yenmesini istemek sanırım en iyisi.
                        Başlık sokak basketbolunda kaza bela blok vuran kişinin blok vurulan için kullanılan bir tabir değil şık değil biliyorum ama doyurucudur. : )

2 Nisan 2012 Pazartesi

BECERİKSİZ YETENEKSİZE KARŞI

                   Akşam maçtan önce tahminimi sorsanız önceki başlıktan da anlaşılacağı üzere berabere biteceğini düşünüyordum. Bunun sebebi ise Fenerbahçe’nin deplasman performansının son 2 ayda içler acısı olması ve Trabzonspor’un geçen sene ki gücünden çeşitli sebeplerle fersah fersah uzak olmasıydı.

                 Maç başladıktan sonra ise görüntü biraz değişti. Trabzon anlamsız şekilde oyuna rölantide başladı. Baskı kurmak yada erken bir gol bulmak gibi bir niyeti yoktu. Şüphesiz bunda Caner’in etkili oyunu ve Trabzon için çok önemli bir adam olan ve yedeği bulunmayan Zokora’nın olmayışının da katkısı oldukça fazladır.

                  Oyun Fenerbahçe yarı sahasında oynansa da başta yetenek fakiri Mehmet Topuz olmak üzere Cristian ve Alex ile etkili pozisyonlar buldu. Hatta Alex’in pozisyonu bomboştu ve top üst direkten döndü. Maç tam Alex’in istediği gibi gidiyordu. Herkes yavaş tempo ile oynuyor ve genç Aykut onu marke etmekte çok zorlanıyordu. Fenerbahçe aradığı golü Baroni ile buldu. Bu pozisyonda hakem Fırat Aydınus’u tebrik etmemek elde değil. Yardımcı hakem Caner’in topukla attığı pas sonrasında ofsayt olan Sow’un topa dokunup dokunmamasına bakmaksızın refleks olarak bayrak kaldırdı. Ancak Baroni’nin koşusunu görünce hemen indirip oyuna devam ettirdi. Bu bayrağa aldanan savunma oyuncusundan kurtulan Baroni’de kendinden beklenmeyecek şekilde güzel bir aşırtma ile takımı bu zorlu deplasmanda öne geçirdi. Sonrası ise tam bir kara komedi takımı geride olan Trabzonlular destek vermek ve baskı oluşturmak yerine maçın başından beri yaptıkları gibi sadece küfür ettiler sahaya bir şeyler fırlattılar. Gördüklerimden bazıları sayısız çakmak, bozuk para, bir çift ayakkabı, plastik içi dolu su bardakları ve Volkan’ın götürüp hakeme teslim ettiği ÇAKI, ve de dakikalar İstanbul’u gösterdiğinde (34) atılan sayısız atlet.

                          Trabzon’da 6 sene bulunmuş biri olarak psikolojilerini anlıyorum ama anlam vermek mümkün değil. Bir kez aralarında Fenerbahçe maçı izlemişliğim vardır. Gözümün önünde cebinde ki bozuk paraları deplasman seyircisine fırlatan adam( o zamanlarda deplasmana seyirci geliyordu.) sonra kağıt para çıkarıp su satın aldı. O suyu da fırlattı yetmedi sucunun verdiği bozuk paraları da fırlattı. Öyle bir sevgi vardır Trabzon’da Fener’e karşı. Gol sevinci sırasında ne sebepten gördüğünü kameraların yakalayamadığı Caner bu sarı kartla bir çuval işi berbat etmeyi becerdi. Çünkü sakınarak oynamayı bilmeyen Caner hemen sonra iki tane ciddi faul yaparak güvenilmeyecek bir adam olduğunu gösterdi. Galatasaray maçında takımı geri çektiği için ağır eleştirilere maruz kalan Aykut bu sefer Caner’i Stoch ile değiştirdi. Oyunda zaten Alex’i olan Fenerbahçe birde geri dönme konusunda çok istekli olmayan Stoch’u kaldıramadı. Emre olmayınca top yapma konusunda her maç en az bir tane ölümcül hata yapan Selçuk’a kalan Fener top tutacak adam konusunda ciddi sıkıntı yaşadı. İleride çok ama çok etkisiz olan Sow’da bu kötü tabloya eklenince maç giderek yetenek yoksunu Trabzon’a döndü. Bütün bunlara rağmen Trabzon intihara meyilli olduğunu göstererek orta sahayı hepten boşladı ve Allah ne verdiyse hücuma kalktı. Böyle bir pozisyonda hızlı atağa çıkan Fener Baroni ve Sow ile birlikte defansta tek kalan Mustafa’yı yakaladı. Ancak çok kötü bir tercih yapan Baroni defans üstüne gelmeden topu Sow’a atmaya çalıştı onu da arkasına atınca 2 ye 1 pozisyon heba oldu ve önde oynamaktan başka çaresi kalmayan Trabzon Fener’in başka bir saatli bombası Bekir’in büyük hatası ve son vuruşta kendisinden beklenmeyecek derece iyi bir şut çıkaran Burak ile beraberliği yakaladı. Maç öyle anlamsız bir hale geldi ki Trabzon gol arıyor Fenerbahçe ikram üzerine ikram yapıyordu.
               Maçı boş verip sonuna gidersek Aykut ne kadar iyi mücadele ettiklerinden ve 3 toplarının direkten döndüğünden bahsetmiş. Şenol hoca ise Volkan’a atılanların benzerini Kadıköy’de Tolga’ya attıklarını söylemiş. Bana sorsanız iki hoca da berbat performans gösterdi. Aykut hoca artık Özer’de niye ısrar ettiğini söylesin. Direkten dönen toplardan biri onun ayağından ama emin olun penaltı noktasında topla buluştuğunda gol olabileceğine dair en ufak bir heyecan duymadım. Beceriksizler listesinde bir numarada o var. Sonrasında ise Mehmet Topuz G.Saray maçından sonra bu adama daha dikkatli bakar oldum. Bu adam Kayseri’deki adam olamaz o başka biri kesin. 30 metreden çatala vuran slalom yapar gibi adam geçen o Mehmet Topuz ise bu kim? Öyle berbat bir oyuncu görünümünde ki artık dinlenmesi gerekiyor. Dünde iki çok önemli pozisyonda öyle kötü vurdu ki hayal kırıklığı nasıl bir şeymiş sonuna kadar hissettim. Başlıktaki beceriksizler tabii ki Fenerbahçe’yi anlatıyor. Öyle pozisyonları öyle kolay ve anlamsız harcadılar ki Kadıköy’de bunları atan adamlar deplasmanda eli ayaklarına dolaşıyor.
            Yeteneksizler ise kesinlikle Trabzonspor. Onların maksimumu bu ancak Zokora ile bir adım daha ileri gidebilirler o kadar. Burak her ne kadar 32 gol atmış olsa da hala etkili bir forvet değil maçın içinde değil kendine pozisyon oluştura bilen biri hiç değil. Takımın geri kalanını ise şöyle anlata biliriz sağ bek Serkan orta yapamaz, şut çekemez adam eksiltemez. Sol bek Cehc ise henüz Serkan kadar tanımasam da ilk yarıda karşı karşıya iken çektiği bir şut tribünün üst katına gitti desem bir fikir oluşturur sanırım. 

           Eğer futbol hala adil bir oyun ise bu sene Şampiyon Galatasaray,  ikinci Fenerbahçe olması gerekiyor.
Düşmesi gereken son takım ise Necati satıp yerine sağlam bir transfer yapmayan Antalyaspor’dur.