27 Mart 2012 Salı

HAFTANIN ARDINDAN



·                               Hafta içi kupa maçları dolayısıyla maçlar cumartesi akşamı başladı. Saatler ileri alınmadan önceki son günde Fenerbahçe evinde Bursaspor ile karşılaştı. Aynı gün voleybol takımının maçı dolayısı ile ve de aile ziyaretinin tantanası ile maçı çok dikkatli izleyemedim. Ancak buna rağmen Fenerbahçe’nin kötü oyunu dikkatli bakmayanların bile gözünden kaçmıyor. Daha önceki yazıda Alex’siz bir Fenerbahçe nasıl olur izlemek isterdim demiştim ancak son haftalara bakıyorum da bu o kadar da mümkün gözükmüyor. Bursaspor maç boyu iyi oynadı inanılmaz pozisyonlar harcadı. Saçma tercihler yaptı ama Fenerbahçe pozisyon bile bulmadan frikik sonrası ceza sahası hemen dışından Alex ile çok güzel bir şut çıkararak golü buldu. Bursa’nın yapamadığı buydu işte. Demek ki Alex gibi bir oyuncu olmasa Fenerbahçe’de gol atmakta bu denli sıkıntı yaşayacak. Aykut hoca kendinden beklenmeyen cesur bir hamle ile risk alarak Emre ve Gökhan Gönül’ü herhangi bir sebep olmaksızın oynatmadı. Doğru karardır yanlı karardır o tartışılır ancak Aykut’un bu denli karakterli hamle yapması ve de maçı zorda olsa kazanması elini daha da kuvvetlendirdi bu aynı zamanda iler ki haftalarda bu tip hamleleri yapmaya devam etmesini sağlar. Emre tercihini bilemiyorum ama ( yerine oynayacak alternatifin Selçuk olması sebebiyle çekimserim hepsi bu yoksa Emre vazgeçilmez değil.) Orhan Şam’ın oynatılmasından ayrıca memnunum sen başında alınan Orhan’ın zaman zaman gösterdiği performanstan memnunum üstelik hafta içi kupa maçında da çok iyi bir görüntü verdi fizik olarak kendini hazır tuttuğu görülüyor. Ona bu ödülü vermek üstelik formu soru işareti olan Gökhan’ın dinlenmesi içinde iyi oldu. Maç sonrası Rıdvan’ın en çok Sow’u eleştirdiğini duydum ancak ben öyle düşünmüyorum. Soldan Stoch iki haftadır formsuz sağdan Mehmet Topuz ( ki artık dinlenmesi gerek diye düşünüyorum) sene boyunca hücuma katkı vermedi. Bu durumda sadece Alex’in atacağı toplara kalan Sow’un etkisiz görünmesi normal diye düşünüyorum. Henüz istediği topları alabilmiş değil onu değerlendirmek için daha sağlam veriler lazım.

 ·                                 Pazar günü bütün maçları sıkıştırılmış gibi oldu. Beşiktaş İBB maçı hariç hepsi Pazar günü oynandı. Alt sıranın önemli maçında Sivas play-off isteği ile Manisa’nın gözünün yaşına bakmadı. Deplasmanda Manisa’yı kupada G.Saray’ı elemenin ve de ardından LigTv’de takım olarak türkü performansı sergilemenin özgüveni ile 1-3 yendiler. Artık Manisa için Bank Asya’da hesap açtırma vakti geldi. Sene başında genç milli takım hocasını getiren Manisa ardından takım inişe geçtiği bir sırada hocaya güvenmemenin bedelini acı şekilde ödediler. Takımın başına kimi getirmesi gerektiğini ( Oğuz mu? Ümit Özat mı? Diye sormuş ) Rıdvan’a soran başkan artık Bank Asya’da ki takımına kimi getireceğini de Trt yorumcusu Tümer Metin’e sorsun. Artık geriye kalan tek düşme bileti Antalya ile Samsun arasında. Arada 6 puanlık fark var ve Antalya’ya geride kalan 2 haftada alacağı 1 puan bile yeterli olacak sanırım Türkiye futbol düzeninde bu çok da zor olmasa gerek Necati’yi satarken yedek planlarını sakat Sinan Kaloğlu üzerine kuran takımın düşmesi gerekirdi ama futbol hala o kadar adil değil. Üstelik çekiştikleri takım da Samsun olunca kazanmak için çok da bir şey yapmalarına gerek kalmıyor. Ancak Antalya’nın kalan maçları enteresan evinde Play-off yarışında olan Bursa ve deplasmanda Fenerbahçe ile oynayacaklar. Samsun’un işi ise çok daha zor deplasmanda Beşiktaş ile oynuyor ardından ise evinde Sivas ile sözün kısası Samsun ikide iki yapamaz yapsa da Antalya ikide sıfır çekmez bu hafta Bursa’dan 1 puanı alır ve işi son haftaya bırakmaz.
·                                    Haftanın önemli maçında ise Galatasaray evinde Trabzonspor’u ağırladı. İki kupa yorgunu ve mağlubu arasında ki maça şaşılacak şekilde Trabzonspor iyi başladı. Maçtan önce en çok merak edilen Elmander olmadan G.Saray’ın neler yapabileceği idi. Tahminler boşa çıkmadı ve G.Saray özellikle orta sahada çok açık verdi. Geçen hafta derbide korkak davranan hakemin aksine Cüneyt Çakır maça çok hızlı girdi. Taç çizgisinde faule maruz kalan Ebue ayağına aldığı darbeye rağmen yüzünü tutması ve bunu gören Engin’in canhıraş şekilde hakeme koşması sonucu faulü yapan Zokora’dan önce sarı kartı gördü ve rahatladı. Tabii maçın iyilerinden Zokora’da sarı kartı gördü tabii ki. Bu pozisyondan 5 dakika sonra bu kez maçın etkisiz isimlerinden Olcan Ebue’ye faul yaptı. Ebue bu kez doğru yerini tuttu!!! ancak yerde kıvranırken kalkıp Olcan’la kafa kafaya tokuşma denilen bir nevi horoz dövüşü yapmaya kalktı ve ardından yine yere yattı. Tabii bu taraftarı da oyuncuları da germeye yetti. Hakem yine kontrolü elinde tutmak için iki oyuncuya sarı kart gösterdi. Emre Çolak’da bu hengamede sarı kartlardan nasibini aldı. Asıl sorun bundan sonra başladı işte bu kadar kesin olarak kart çıkaran bir hakemin devamında da aynı standardı tutturması beklenir ancak gerek Trabzon’un attığı golden önce verdiği ucuz faul gerekse de Emre’nin hızlı atağa kalkmaya çalışan Volkan Şen’in kolundan tutarak indirmesinde ikinci kartı gerektireceği için faulü vermemesi ile Avrupa’da maç yönetmek ile Türkiye’de maç yönetmek aynı zorlukta olmadığını gösterdi. Maçın içinde bulduğu pozisyonları değerlendiremeyen bırakın değerlendirmeyi herhangi bir umut bile vaat etmeyen Burak’ın bu sezon nasıl bu kadar gol attığını anlamak çok zor. Bunun en büyük nedeni sanırım bütün topların ona atılması Volkan sağdan ceza sahasına giriyor kaleye yönelip vursa çok daha etkili olacak ancak ısrarla Burak’a atma çabası golden etti. Ceza sahasında karambolde Volkan kale ile burun buruna vursa büyük tehlike Burak’a çıkardı o vurdu tribüne gitti. Ve daha bir çok pozisyon aynı şeyi Burak yapmıyor ama daha müsaitte arkadaşı varsa bile vurma pozisyonunda ise vuruyor kaçarsa yalandan kafasını tutup nasıl kaçar bu dercesine salakça bir yüz ifadesi ile üzgünü oynuyor. Hâlbuki biraz sonra yine aynı tercihi yapıp aynı tiyatroyu sergileyecek. Maçın en kritik pozisyonunda ise sene başında Karabük’e kiralık verilen M.Battal A2 takımına gönderilmesi üzerine takıma geri çağrıldı ve bu kritik maçta bir şeyler değiştirsin diye sahaya sürüldü. Değiştirmesine ramak kaldı ancak sert vurup kaçırma riskine girmemek için plase vurup kaçırdı. Kısmetsiz olduğunu söyleyebiliriz Burak olsa o pozisyonda belki atabilirdi ama olmadı işte. G.Saray’ın kazandığı penaltı ile ilgili farklı yorumlar olsa da kupa maçında verilmeyen net penaltıdan sonra bu pozisyon da verilmese sanırım ufak çaplı bir kıyamet koparırdı G.Saray. maç içinde sahaya girerek itiraz eden Fatih Terim bir ihtarı sonuna kadar hak etti ancak hakemin gücü yetmedi sanırım atmaya. Daha cesur ve standardı olan hakemler dileğiyle… en iyi hakemimiz bu ise play-off da başımız çok ağrıyacak futbol sever olarak.


MUTLU SON


            Aziz Yıldırım’ın rüyasıydı Avrupa’da ki 1 numaralı kupayı kazanmak. Bu nihayet Pazar günü gerçek oldu. Gerçek oldu olmasına ama bunu tutuklu sanık Aziz Yıldırım göremedi. Bir kişinin daha hayaliydi bu kupanın sarı lacivert ellerde yükseldiğini görmek bu uğurda bir sürü mesai de harcadı, para da ama o da dün yönetici olarak göremedi bu tabloyu. Eski federasyon başkanı Fenerbahçe’yi şike yaptı diye Avrupa’ya göndermeyen Mehmet Ali Aydınlar’dı o isim. İki kere çok yaklaştı bu takımla o kupayı görmeye ancak ilkinde finalde kaybetti, ikincisinde ise evinde Vakıfbank’a yenildikten sonra 3. olabildi ancak. 

           Voleybolda başarı kazanmak o kadar da geniş bir çalıma gerekmiyor aslında ilk 6’nın iyiyse eğer bir noktaya kadar gelebiliyorsunuz. Sonrası içinse iyi bir antrenör ve karakter lazım. Fenerbahçe son iki senede bu sorunlarla uğraştı aslında yatırımı yaptığı ilk sene ortalama bir antrenörü çok iyi bir yıldız oyuncusu vardı. ( Gamova ) ama bu ancak bu sene finalde mağlup ettiği Cannes’da oynadığı finale kadar gelmesini sağladı ancak İtalyan BERGOMA takımına finalde kaybetmekten kurtulamadı. Sonrasında ise ülkesine dönmeye karar veren Gamova’sız yoluna devam etmek zorunda kaldı. (Gamova Fenerbahçe’den önce hiç yurt dışında oynamamış ve de burada sonra da tekrar ülkesine Dinamo Kazan takımına dönmüştür.) Yine de bu sefer İstanbul’da oynanan 4’lü finalde Vakıfbank’a kaybetti Fenerbahçe Acıbadem adıyla. Yılmadı Fenerbahçe ama bu kez takımın sorumlusu ve sponsoru olan Acıbadem grubunun sahibi Mehmet Ali Aydınlar’ın futbol federasyonu olması ve de Fenerbahçe’nin şike davası süresince yaptıkları, yapmadıkları ile Fenerbahçe kulübü ile karşı karşıya gelince takımla olan sponsorluk anlaşması iptal edildi ve yerine Universal ile anlaşıldı. Takım bu sefer hem daha iyi bir antrenör olan Ze Roberto ile anlaşıldı. Hem de yine dünya yıldızı kontenjanından G.Kore’li Kim Youn transfer edildi. Gamova’dan farklı olarak Kim hem daha önce yurt dışında oynamıştı.( Japonya’da ) hem de Gamova’ya göre genç ve defansı daha iyiydi. Ligde iki iyi takımla çekişen Fenerbahçe Avrupa için de artık mutlak favoriydi. Geçmiş seneler o kadar da boş geçmedi ayrıca ikinci olunan sene de kıtalararası şampiyonaya katılmaya hak kazanan takım o turnuvayı kazanarak Kıtalararası Şampiyon olmuştur.
Geldik final4’e kısmetimize bu kez da şampiyona finali kardaş ülke Azerbaycan’da yapıldı. Yarı finalde eski göz ağrımız Gamova’nın takımı Dinamo Kazan’dı. İlk seti kazanan Kazan oldu. Maça tutuk ve olabildiğince yumuşak başlayan Fenerbahçe ilk sette geriye düştü. İkince sette daha iyi başlayan ancak yaptığı basit hatalarla farkı açamayan kızlar zorda olsa bu seti kazanarak hem maça dengeyi getirdiler ama daha önemlisi daha rahat oynamaya başladılar. Bu sayede Gamova faktörüne rağmen 3. Sette çok daha rahat bir oyunla öne geçtik ve son seti de alarak artık final heyecanına başladık. Bizim maçtan önce oynanan diğer yarı final maçında Fener’in iki sene önce yarı finalde üstelik deplasmanda yenen Cannes ile eşleşti. Final maçına kadar hatta 3’lük maçı da dahil olmak üzere tüm maçlar 3-1 bitmişti.

            Final maçı geldi çattı. Sürekli bir voleybol izleyicisi olmadığım için heyecan üst seviyede değildi. Ama ufaktan bir çarpıntı da yok değildi. Bu kez maça iyi başladık ancak ilk teknik molaya bir farkla geride girdik. Ama sonrasında öyle bir oyun sergiledik ki fark bir ara çift haneli sayılara kadar çıktı. Düşünün ki bir final maçı ve fark çift haneli sayılarda. Sonrasında ise rakip Cannes 2. Sette biraz kendine gelir gibi oldu ama sonuç yine değişmedi ve maç 2-0’a geldi. Artık tek set yetiyordu Fenerbahçe’ye ve o sette Kim’in muhteşem oyunuyla geldi. Artık Avrupa’nın 1 numaralı kupası Fenerbahçe Universal’in oldu tebrik ederim. Ellerinize sağlık…
 
               Turnuvanın en iyi oyuncusu ve en skorer oyuncusu Fenerbahçe’nin Süper yıldızı Kim seçildi. Resimde de görüleceği üzere 2.04 boyuna rağmen şirin bir kız ve daha 24 yaşında.
Turnuvanın en iyi pasörü de bizden birine Naz Aydemir’e verildi. Onun da ellerine sağlık.

23 Mart 2012 Cuma

KUPADAN NOTLAR

                Türkiye’de hakem konuşulmaması artık mümkün değil. Hele ki play-off yaklaşırken ve her kart her ofsayt bu kadar değer kazanmışken. Hafta sonu derbiden sonra bende hakem ile ilgili korkak yakıştırması yapıştım. Hala da dediğimin arkasındayım. Fener’i yaktı G. Saray’ı kolladı demiyorum. Her iki taraf içinde korkaklık yaptı. Her neyse o maç geçti artık konuşma özürlü oyuncular gibi önümüzde ki maçlara bakacağız demekten başka çare yok.
          Salı günü G.Saray- Sivas maçını izledim. Hakem M.Kamil Abitoğlu yönettiği çok ciddi bir maç hatırlamıyorum aklımda kalan bir maçı yada hatası yok o yüzden herhangi bir değerlendirmede yapmadan izlemeye başladım. Hakkında ki tek fikrim Karabükspor’un golcüsü İlhan Parlak’ın Ligtv’de ki bir röportajında en sevdiği hakem olarak onu göstermesi kalmış aklımda. Maçta önemli pozisyonlar oldu dakikalarını hatırlamasam da ikinci yarıda maç 0-1 iken Erman ceza sahasında Ujfalusi tarafından yere düşürüldü. Bu pozisyonda topa savunma oyuncusunun en ufak bir müdahalesi yok ama rakibe var buna rağmen penaltı olduğuna ikna olmayan M.Abitoğlu Erman’a sarı kart gösterdi. Yani hadi penaltı olmadığını düşünüyorsun da hiç mi müdahale olduğunu görmedin. Yani kimse dokunmadan kendini bırakmış değil ki sarı kart veriyorsun. Ama maç boyu Sivas’ı ezdi, G.Saray’ı kolladı diyemem bazen öyle ikili mücadeleleri oynattı ki ben bile hayret ettim. ( o enaramo nasıl bir kuvvetlidir öyle anlamadım adamı ne Ujfalusi ne de genç Semih yıkamadı bir türlü.) Ardından da yine Ujfalusi ye bir faul sonrası şiddetli itirazdan dolayı sarı gösterdi. Ama Ujfalusi hiç durur mu 5 dakika sonra yine çekip indirdi rakibini ama bu kez kart gösteremedi. Maç yine 0-1 iken Cerny 30 metreden bir koşu yaptı. Kaleci ile karşı karşıya kaldı savunma ofsayt diye duraksadı ancak tekrardan gördük ki değildi.  Taç çizgisinde Enaramo ile Ujfalusi ikili mücadeleye girdiler, Enaramo topu attı ve geçti hakem önce devam dedi ancak 4. Hakemin uyarısı ile yaklaşık bir 10 saniye sonra düdük çaldı. Pozisyon faul olabilir ancak Rıza hoca öyle bir itiraz etti ki zaten taç çizgisinde bulunan hakem de bundan nasibini aldı. Ve gelelim son pozisyona her şeyden önce maçı izlerken kesin penaltı çalacak dedim. Ama çalmadı hala da penaltı olduğunu düşünüyorum ancak o pozisyona kadar ortada ki pozisyonları G.Saray’a çalan Abitoğlu son pozisyonda da o düdüğü çalamadı. Hakemler için en kötüsü de bu herhalde bir hatayı diğer hata ile telafi etmeye çalışmak.



              Maça G. Saray hızlı başladı denemez ama bir iki etkili olabilecek pozisyon buldular. Ancak kaleci Atilla’nın şansı yanındaydı ve toplar genelde kucağına geldi. Ardından maç dengeye geldi zaten derbi yorgunu olan G.Saray maçtan fizik olarak ve daha önemlisi mental olarak geriye düşmeye başladı. Rıza Çalımbay’ın takımları fizik olarak hep iyi takımlardır. Karşılarında da yorgun G.Saray’ı bulunca daha rahat oynamaya ve pasla çıkmaya başladılar. Golden önce ilk yarıda Erman kaleci ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda kadın futbolcuları anımsatan bir vuruş yapmasa Terim ne yapar eder devre arasında futbolcuları uyandırırdı. Ancak hep bir gol yeter onu da nasılsa atarız havasında ki G.Saray iyice maçı rölantiye aldı. Sivas ikinci yarının başında geleceğini daha önce belli ettiği golü de bulunca artık G.Saray için uyanma vakti geldi. Maça önce Sabri takviyesi yapan kenar yönetim sonra etkisiz ve savruk Rierra yerine bu sene ki gelişimini takdirle izlediğim Emre Çolak’ı oyuna aldı. Ve son değişikliğini futbolculuğunu tartışma konusu yapacağım Sercan Yıldırım’ı oyuna sürerek yaptı.
             Bir futbolcu düşünün ki Anadolu’da şampiyonluk yaşamış, gelecek vaat ettiği yıllardır söylenen büyük bir patlama yapması 5 yıldır beklenen Rusya’ya transfer olması neredeyse kesinken son anda vazgeçilen bir oyuncu. Yıllardır oynadığı takıma doğru dürüst hiçbir şey vermeyen bir yetenek fakiri. Ne topu kontrol etmesini biliyor ne de ofsayttan kaçmayı. Magazin basınına konu olacak kadar da alemci. G.Saray’a son dakikada Drogba, Forlan balonlarından sonra alınan bir transfer kazığı. Bir 90 dakika programında Rıdvan söylemişti; “Kim bu Antep kalecisi Karcemaskas’ın menajeri diye adam ne zaman büyükler kaleci arasa bu adamın adı geçiyor, izledim öyle aman aman bir kaleci değil demek ki menajeri çok sağlam pazarlıyor.” Ben de aynı şeyi Sercan için düşünüyorum. Bir ara Fenerbahçe’ye kitlemeye çalıştılar ama o dönem Bursa şampiyonluğa oynadığı için iki takımda bunun üzerine düşmedi. Sonra Rusya’nın Lokomotif Moskova takımı niyetlendi epey bir bonservis dillendiriliyordu ancak o da son anda gerçekleşmedi ve kala kala G.Saray’a kaldı. Bu sene sonunda iyi bir alternatifini bulursa G.Saray ona yol verebilir o da layık olduğu yere yani alt seviyede bir takıma doğru yelken açabilir.
              Çarşamba günü ise Trabzon ile başladı kupa mesaisi Antalya deplasmanın da dindirilmesi en imkansız olan Burak’ı dinlendirerek başladı maça Şenol hoca. Sene başında iyi bir transfer diye baktığım son Avrupa Şampiyonasında adından söz ettiren R. Vittek şansız bir sakatlık yaşadı ve Burak bu ağır yükü gol fakiri Halil ile paylaşmak zorunda kaldı. Eminim sene başından beri Vittek süre bulsa Trabzonspor şuan ki puanına 6 puan eklerdi. Trabzonspor’un gol atmak için Burak’tan başka alternatifi yok ve onu dinlendirmek demek maçı en fazla 1-0 kazanabilirisiniz demek oluyor. Ancak serbest vuruştan gelen topu direk olarak kaleye giderken seyredersen oyuna Burak’ın girmesinden başka seçenek kalmıyor. Dün golü o atmadı ama o girdikten sonra takımın şekli değişti. Kazanılan penaltıda da bir kırmızı kart gerekiyordu sanki.
          Antalya’nın ise gol kısırlığı Trabzon’dan bile kötü durumda. Necati’yi istemeyerek de olsa son günde G.Saray’a yolladıklarından ellerinde de doğru dürüst alternatifte olmadığından gol atacak adam sıkıntısı yaşıyorlar. Türkiye’de Ankaraspor’da ki golleriyle hatırlanan Vederson, Tita, Jaba üçlüsünden kısa boylu forvet Jaba’yı aldılar ancak gerek fizik olarak gerekse 30 yaşına gelmesi sebebiyle o da eski görüntüsünden çok uzakta. Antalyaspor yine de orta sahada ki top yapabilen ayakları ile goller bulabildi Trabzonspor önünde. Tita, Ali Zitouni, Musa ve İbrahim Dağaşan bu lig için iyi isimler. Musa’nın attığı golde görülmeye değerdi. Çok güzel bir gol attı. Son bir not ise Volkan Şen giderek form bulmaya başladı. Ancak hala tercih hataları yapmaya devam ediyor.
      F.Bahçe ise Trabzon’un aksine kimi dinlendiremeyeceğini iyi bilerek çıktı Samsun maçına. Alex şu düzende takımın tek değişmez oyuncusu nitekim skor garanti olduktan sonra oyuna yerine giren Özer’in yaptığı ve yapamadığı şeyleri görünce değeri daha net anlaşılıyor. Bu oyun anlayışını beğenmesem de bu düzende Alex vazgeçilmez. Ama bir gün takım G.Saray’ın yaptığı gibi 4-4-2 yada Beşiktaş gibi 4-3-3 oynamaya karar verirse Alex her iki düzende de şans bulamaz o günleri görmek isterdim açıkçası. Takıma katkılarından dolayı kendisine müteşekkirim ancak bu sistemle takım bir yere kadar gidebiliyor. Deived gibi bir sağ açık bulamayınca hücum hep bir yerde tıkanıyor. Maçla ilgili söylenecek fazla bir şey yok Samsun kötü antrenörü ile lige de kupaya da çoktan havlu atmış durumda. Ligde zor günler geçiriyor olsam ve hoca değiştirmeye karar versem daha önce bu konuda hiçbir başarısı olmayan Mesut Bakkal’ı yada Ümit Özat’ı seçmem. Futbol dünyasında en büyük sorun kulüp yöneticileri diyenlere artık daha çok inanıyorum. Futbol hakkında o kadar az şey bilip o kadar söz sahibiler ki kulüpler bir nevi oyuncakları olmuş durumda.
          Beşiktaş’ta elendi. Bolu G.Birliği’nden sonra Beşiktaş’ı da eleyip sürprizin en büyüğünü yaptı. Maçın tamamını izleme şansım olmadı kesik kesik bakabildim. Ancak Beşiktaş tam kadro ile çıktığı bu maçı kazanamıyor, gol bile atamıyorsa takımda ciddi revizyon şart demektir. İnternette herkes yabancıların vurdumduymaz oyunundan dem vurmuş çok da haksız sayılmazlar özellikle Portekizliler için önemli olan Avrupa vitriniydi o da gittikten sonra elden artık kendilerini yormalarına gerek kalmadı. İnönün’deki maçlarda canları isterlerse oynuyorlar ama deplasmanda biraz ısıran bir takım karşılarına çıkınca sönüp gidiyorlar. Bu sene elde edecekleri pek bir şey kalmadı. Ligi almak gibi bir şanslarının olduğunu düşünmüyorum böyle bir niyetlerinin de olduğunu sanmıyorum.
Artık kupa F.Bahçe ve Anadolu takımlarına kaldı. Bu sene ki kehanetim de şu olsun Şampiyon G.Saray kupa Fenerbahçe’nin artık süper kupa da bir kez daha karşılaşırlar.
Son çeyrek finalist de evinde belediyeyi 1-0 yenen Kayseri oldu. Maç ile ilgili fazla söyleyecek bir şey yok iki denk takımın mücadelesi oldu. Kayseri evinde oynamanın avantajı ile turu atladı diyebiliriz. Maçın en dikkat çekici hareketi ise Kayseri’nin Faslı oyuncusu G.Saray’în devre arasında almak için çok çabaladığı N. Amrabat’tan geldi. Golü o atmadı hatta golde hiçbir katkısı yok ancak dakika 80’i gösterirken bir pozisyon sonrası kendini yere bıraktı ama bıraktığı yer saha dışındaydı yani oyunun durmasına gerek yoktu. Buna uyanan Amrabat yüzünü tutmaktan vazgeçti ve kalkıp kendini saha içine atıverdi. Kendini uyanık zanneden Amrabat ikinci sarıdan kırmızı kartla oyundan atıldı. Maç sonu Şota kendine yakışanı yaptı ve Amrabat yanlış yaptı genç ve önemli oyuncu böyle şeyler yapmamayı öğrenecek diyerek oyuncusunun bu sahtekarlığına arka çıkmadı. Bu oyuncu bu seviyede bu kadar kamera varken bu sözüm ona kurnazlığı yapmaya çalışıyor ya bir gün Galatasaray’a gitse ne yapar merak ediyor insan.
Sanırım yazdığım en uzun yazılardan biri oldu : ) son olarak bütün tur atlayan takımları yazıp yazıya son veriyorum.
Kayserispor: 1 – İ.B.B: 0
Boluspor: 1 - Beşiktaş: 0
Fenerbahçe: 3 - Samsunspor: 0
Eskişehirspor: 3 - Kasımpaşa: 0
Antalyaspor: 2 - Trabzonspor: 1
Çaykur Rizespor: 0 - Karabükspor: 1

Galatasaray : 0 - Sivasspor: 1
Bugsaş: 0 - Bursaspor: 2